Özet:
Kentsel tarihi alanların korunmasına yönelik yaklaşımlar geçmişten günümüze tek yapı kapsamından alansal koruma kapsamına ulaşmıştır. Ancak ülkemizdeki kentsel korumaya ilişkin uygulamalarda yaygın olarak sit alanı sınırlarının tescilli yapıların varlığı ve yoğunluğu üzerinden belirlendiği gözlenmektedir. Oysaki mekân fiziki bir yapı olmanın ötesinde bir derinliğe sahiptir. Çok boyutlu ilişkilerin cereyan ettiği, ekonomik, sosyal, politik süreçlerin sonucunda şekillenmiş bir organizmadır. Bu ilişkiler örüntüsü içindeki değişimler bugünkü mekânı da düne göre farklı kılmakta katmanlaştırarak günümüze kadar getirmektedir. Dolayısıyla sit alanı sınırı ile tanımlanmış tarihi kent parçası olarak nitelendirdiğimiz alanı yalnızca anıtsal ve sivil mimari yapıların yoğunlaştığı alanların tespiti ile aramak yetersiz kalacaktır. Bu bağlamda korunması gerekli "tarihi kentsel alanın" sınırlarını kapsamlı bir kavrayışla belirleyebilmek, kent dokusunun katmanlaşma sürecinin okunduğu morfolojik çözümleme ile mümkün olacaktır. Bu çalışmada tarihsel-coğrafi yaklaşımla Erzurum kenti morfolojik gelişimi incelenmiş ve mevcut kentsel sit alanı kritik edilerek sit alanı sınırlarının belirlenmesine yönelik öneri ortaya konulmuştur.