<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <title>DSpace Collection:</title>
    <link>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/1817</link>
    <description />
    <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 12:12:12 GMT</pubDate>
    <dc:date>2026-04-18T12:12:12Z</dc:date>
    <item>
      <title>Dini sembol ve pratikler düzleminde kuşakların dindarlık yorumunda algı farkları: Trabzon ili örneği</title>
      <link>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/5852</link>
      <description>Title: Dini sembol ve pratikler düzleminde kuşakların dindarlık yorumunda algı farkları: Trabzon ili örneği
Authors: İleyda, Şen
Abstract: Dindarlık, kişinin hayatında dinin önemini, dine inanma ve bağlanma düzeyini ifade eden bir kavramdır. Her din, toplum, tabaka ve hatta yaşam tarzı içerisinde farklı dindarlık biçimleri bulunmakta ve buna bağlı olarak farklı dindarlık yorumları söz konusu olabilmektedir. Bu anlamda kişilerin içinde bulunmuş olduğu kuşak ve zaman dilimi de, dindarlık yorumlarında dini pratiklere ve dini sembollere yükledikleri anlamlarda farklılıkları beraberinde getirmektedir. Bu araştırmada dini sembol ve pratikler düzleminde kuşakların dindarlık yorumundaki algı farkları araştırılmıştır. Araştırma, insanların diğer insanları eylemsel, kişisel, davranışsal olmak üzere hangi dini pratiklere ve bedensel, mekânsal olmak üzere hangi dini sembollere göre dindar olarak tanımlayıp tanımlamadıklarını, kuşaklar arasında dindarlık tanımlamasındaki olası farklılıkları ve benzerlikleri ortaya koyma amacı taşımaktadır. Araştırma kapsamında toplumun bir üyesi olarak insanların birbirleriyle iletişim kurarak ve etkileşim içerisine girerek din ve dindarlık alanına yönelik gündelik hayat içerisinde inşa etmiş oldukları anlamın; kişilerin yaşamış oldukları döneme, koşullara, birbirleriyle olan etkileşimlerine göre değişip değişmediği, insanlar tarafından oluşturulan anlamda zaman içerisinde eski ve yeni kuşaklar arasında bir farklılığın yaşanıp yaşanmadığının araştırılmak istenmesi sebebiyle teorik zemin Peter Berger ve Thomas Luckmann'ın gerçekliğin sosyal inşası kuramına dayandırılarak tasarlanmıştır. Bu çerçevede araştırma mekânı olarak Trabzon ili seçilmiştir. Kuşaklar arasındaki farklılıklara dair bilgileri daha açık ve anlaşılır bir şekilde sunması açısından çalışma grubu ise, Bebek Patlaması Kuşağı ve Y Kuşağı üyelerinden oluşmaktadır. Kuşakların dindarlık yorumundaki algı farklarını ortaya koymayı amaçlayan çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Tabakalı amaçsal örnekleme yöntemi ile belirlenen 20 katılımcı (10 Bebek Patlaması Kuşağı ve 10 Y Kuşağı) ile yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat gerçekleştirilerek veriler toplanmıştır. Mülakatlar sonucunda elde edilen veriler ise, betimsel analiz tekniğiyle yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda kişilerin dindarlık tanımı, dindar kişi tasnifi, önem verdikleri dini semboller ile ilgili Bebek Patlaması Kuşağı ve Y Kuşağı arasında bir farklılığın bulunmadığı, buna karşın söz konusu iki kuşağın kişilerin dindarlığının belirlenmesi hususunda dini semboller ve pratikler üzerinden gerçekleştirdikleri dindarlık yorumlarında ise birtakım farklılıkların bulunduğu görülmektedir.&#xD;
&#xD;
&#xD;
Religiosity is a concept that reflects the significance of religion in the life of individuals, their religious beliefs, and commitments to religion. There are different forms of religiosity in each religion, society, stratum and even lifestyle; and thus, these entities interpret religiosity differently. The generation and era that people belong to could also lead to differences between religious practices and symbols in the interpretation of religiosity. The present study aims to investigate the differences between generational differences in the interpretation of religiosity based on religious symbols and practices. The aim of the study is to determine the religiosity that individuals of different generations assign to others based on which religious practices, including operational, personal, behavioral, symbolic, physical, spatial, differential attributes. Since the study aimed to determine whether the religious meanings that people as a member of the society constructed in daily life differed based on interpersonal communication and interaction, the period, conditions and the generations, the theoretical background was designed based on Peter Berger and Thomas Luckmann's theory of social construction of reality. The study was conducted in Trabzon province, Turkey. To collect comprehensive data that reflect intergenerational differences, the study group included the members of the Baby Boomer generation and generation Y. The phenomenological approach, a qualitative research method, which aimed to determine the perceptive differences between the interpretations of religiosity by the generations, was employed in the study. Data were collected with semi-structured in-depth interviews conducted with 20 participants (10 boomers and 10 generations Y members) assigned with the stratified purposive sampling method. The interview data were interpreted with the descriptive analysis technique. The study findings revealed that there was no difference between the religiosity perceptions of the baby boomer and Y generation members based on the definition of religiosity, the classification of religious individuals, and significant religious symbols; however, there were differences between their interpretations of religiosity based on religious symbols and practices.</description>
      <pubDate>Sun, 01 May 2022 00:00:00 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/5852</guid>
      <dc:date>2022-05-01T00:00:00Z</dc:date>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'de çocuk eğitimevleri / ceza infaz kurumlarında sunulan eğitim hizmetlerinin tutuklu ve hükümlü çocuklar ile kurum öğretmenleri açısından değerlendirilmesi</title>
      <link>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/3257</link>
      <description>Title: Türkiye'de çocuk eğitimevleri / ceza infaz kurumlarında sunulan eğitim hizmetlerinin tutuklu ve hükümlü çocuklar ile kurum öğretmenleri açısından değerlendirilmesi
Authors: Güdek, İremnur
Abstract: İnsanlık tarihi kadar eski olan suç olgusu, toplumun her kesiminde görülen, geneli kapsayan bir sorundur. Suç herhangi bir ülkeye veya topluma özgü değil; aksine tarihin her döneminde hemen hemen tüm toplumlarda görülen yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Zaman içerisinde suçun yalnızca nitelik ve niceliği değişmektedir. Türkiye'de suç işleyen çocuk sayısının son yıllarda arttığına tanık olunmaktadır. Bu durum Türkiye açısından da çocuk suçluluğunun araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Çocuk suçluluğu hukuksal bir olgudan ziyade sosyal faktörleri de içinde barındırması sebebiyle sosyolojik bir olgudur. Tutuklu ve hükümlü çocukların çocuk eğitimevlerinde ve ceza infaz kurumlarında kaldıkları süreçte ortamları, birbirleriyle ve diğer ilgili kişilerle iletişim ve etkileşimleri, kurumlardaki yaşam deneyimleri ileri yaşlarda çocuğun hayatını tamamen etkileme ve hatta değiştirebilme potansiyeline sahiptir. Özellikle okul çağında iken söz konusu kurumlarda bulunan çocukların eğitim yaşantılarına dair aldıkları mesafenin ya da nasıl bir eğitim sürecinden geçtiklerinin, ne tür eğitsel kazanımlar elde ettiklerinin bilinmesi, gelecekte bu çocukların kendilerine ne yönde bir yol çizmeye çalıştıklarının da bir göstergesi olabilmektedir. Eğitim hakkının temel bir insan hakkı olduğu kabulünden hareketle, bu hakkın ceza infaz kurumlarında bulunan insanlar için de geçerliliği bulunmaktadır. Özellikle, bugün çocuk eğitimevlerinde/ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların eğitim ihtiyaçlarını dile getirmek, bu ihtiyaçların karşılanmasının ve en iyi şekilde yerine getirilmesinin önemine dikkat çekmek, bu araştırmanın ortaya çıkış gerekçeleridir. Türkiye'de çocuk eğitimevlerinde/ceza infaz kurumlarında sunulan eğitim hizmetlerinin tutuklu ve hükümlü çocuklar ile kurum öğretmenleri açısından değerlendirilmesi bu araştırmanın inceleme alanını oluşturmaktadır. Suç ve eğitim sosyolojisinin sınırları içinde bu süreç anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda, Ankara ve İstanbul illerinde bulunan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ile Çocuk Eğitimevlerinde kalan tutuklu ve hükümlü çocuklar arasından seçilen 280 çocuk ile anket çalışması yapılmıştır. Yine bu kurumlarda görev yapan 8 kurum öğretmeni ile mülakat yapılmıştır. Mevcut birincil ve ikincil bilgi kaynaklarından toplanan veriler ve yapılan görüşmeler neticesinde Türkiye'de çocuk eğitimevlerinde/ceza infaz kurumlarında kalan çocukların genel görünümleri, sunulan eğitim hizmetlerinin mevcut durumu, uygulamaların aksayan ve eksik yönleri ortaya konmuş, araştırma sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>Wed, 01 Sep 2021 00:00:00 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/3257</guid>
      <dc:date>2021-09-01T00:00:00Z</dc:date>
    </item>
    <item>
      <title>Demokrasi algısı üzerine uygulamalı bir çalışma: Trabzon ili örneği</title>
      <link>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/3256</link>
      <description>Title: Demokrasi algısı üzerine uygulamalı bir çalışma: Trabzon ili örneği
Authors: Koç, Özge
Abstract: Demokrasi, eşitlik, özgürlük, siyasal katılım ve siyasal temsil gibi temel değer ve nitelikleri ile birlikte, halkın yönetiminin sağlanmasında en fazla imkân ve fırsatı içeren bir yönetim şeklidir. 20. yüzyılın son çeyreğinde liberal demokrasilerde temsil veya meşruiyet krizi ortaya çıkmış ve bunun yol açtığı sorunların aşılabilmesinde temel çözüm katılımcı demokrasinin yaygınlaştırılması olmuştur. Demokrasi küresel bir olgu olmakla birlikte her toplumun kendine özel bir demokrasi tecrübesi bulunmaktadır. Demokrasiye yönelik algı ve beklentiler hem ideal anlamdaki demokrasi hem de mevcut siyasal yönetimler açısından toplumun kendi tecrübesi, siyasal kültürü ve alışkanlıkları bağlamında oluşmaktadır. Demokratik kültürün oluşmasında bir toplumdaki demokratik kurumların varlığı kadar o toplumdaki bireysel ve toplumsal değerler ve özellikler de temel önemdedir. Demokrasinin toplumda yerleşmesini sağlamak için toplumsal kültürün demokratikleşmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerekir. Bu kapsamda bu çalışmanın amacı Trabzon'daki demokrasi algısını ortaya koymak olup, araştırma algı, deneyim ve beklentiye dayalı 3'lü bir perspektifle gerçekleşmiştir. Bu amaca ulaşmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmış, Trabzon ilinde yaşayan 386 kişiyle anket ve 26 kişiyle derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen temel bulgu, demokrasinin diğer özelliklerinden çok seçimler ve oy kullanma faaliyeti çerçevesinde demokrasinin tecrübe edildiğidir. Demokrasiye bir olgu olarak güven varken kurumsallaşmış şekli olan temsil kurumlarına güven düşük orandadır. Demokrasinin temeli olan halk katılımı, seçimler dışındaki siyasal katılıma güvensizlik sebebiyle seçimlerle sınırlı bir durumdadır. Temsilcilere güvensizlikten kaynaklı temsil edilme sorunu ile yönetim-halk arasındaki kopukluk, kararların alınmasında halka danışılması isteğini beraberinde getirmiştir. Halkın, "daha fazla demokrasi" olarak özetlenebilecek beklentilerini şekillendiren, demokrasinin uygulamadaki sorunları olmuştur. Temel olarak eşitlik, özgürlük, adalet talepleri ve halkın dikkate alınması yönündeki beklentiler, Trabzon halkın demokrasi algıları ve mevcut deneyimlerinin bir yansıması olmuştur.</description>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/3256</guid>
      <dc:date>2020-09-01T00:00:00Z</dc:date>
    </item>
    <item>
      <title>Kadına yönelik simgesel şiddetin sınıfsal kullanımı: Trabzon ili örneği</title>
      <link>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/1844</link>
      <description>Title: Kadına yönelik simgesel şiddetin sınıfsal kullanımı: Trabzon ili örneği
Authors: Yılmaz, Cemile
Abstract: Bu çalışma, Pierre Bourdieu'nun sembolik şiddet kavramından yola çıkarak toplumsal cinsiyet ve kadın üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Eğitim seviyesi ve maddi gelir düzeyi dolayısıyla kültürel ve sosyal sermayesi farklı evli kadınların bu şiddete karşı tutumu ve aralarındaki düşünce farkı üzerinde durulmuştur. Bu noktada kişiye atfedilen cinsiyet rol ve tutumları oldukça önemlidir. İlk olarak Pierre Bourdieu sosyolojisi üzerinde durulmuş ve kavramları açıklanmıştır. Sonra şiddet ve türleri açıklanarak sembolik şiddet kavramına yer verilmiştir. Ardından toplumsal cinsiyet ve cinsiyet rolleri üzerinde durulmuştur. Sonra toplumsal cinsiyet ve rollerine ilişkin kuramlara yer verilmiştir. Araştırma kısmında nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin her ikisinden de yararlanılmıştır. Bu yöntemlerde, Trabzon ilinde 161 üniversite mezunu çalışan ve 161 ilkokul mezunu çalışmayan toplamda 322 evli kadına anket uygulanmıştır. Aynı özelliklere sahip 16 üniversite mezunu çalışan ve 16 ilkokul mezunu çalışmayan toplamda 32 evli kadınla görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler yardımıyla simgesel şiddetin fark edilmesi eğitim düzeyinin ve maddi gelirin artmasıyla gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Her iki grup da simgesel şiddete cinsiyet rol ve tutumları üzerinden maruz kalmaktadır fakat eğitim düzeyi ve maddi gelir seviyesi düşük kadınlar eğitim düzeyi yüksek ve maddi geliri yüksek kadınlara göre daha fazla içselleştirmiş ve benimsemiştir. &#xD;
&#xD;
This study aims to investigate gender society and its affect on woman based on Bourdieu's concept of symbolic violence. The differences of education and income levels, the attitudes of married women towards violence and the differences of thought among them were emphasized. At this point, gender roles and attitudes given are very important. First, the sociology of Pierre Bourdieu was emphasized and its concepts were explained. Next, violence and its types are defined and the concept of symbolic violence is included. Then, gender and gender roles were emphasized. Then, theories on genders and roles were emphasized. Both qualitative and quantitative research methods were used for research purpose. In these methods, a total of 322 married women,161 of them have a job with graduated from universty, 161 of them are not working and graduated rom primary school applied a survey. A total of 32 married women have same attributes were interviewed, with 16 university graduates working and 16 primary school graduates not working. With help of data collected, it can be understood that symbolic violence was realized with the increase of material income and education level. Both groups are exposed to symbolic violence through their gender roles and attitudes, but women with a low level of education and material income are moreadapted and internalized this situation more than women with higher level in education and material income.</description>
      <pubDate>Wed, 01 Jan 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/1844</guid>
      <dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
    </item>
  </channel>
</rss>

