<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
  <channel>
    <title>DSpace Collection:</title>
    <link>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/1810</link>
    <description />
    <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 18:27:49 GMT</pubDate>
    <dc:date>2026-04-18T18:27:49Z</dc:date>
    <item>
      <title>İnsani güvenliğin realist açıdan eleştirisi: Avrupa Birliği'nin Covıd-19 pandemisiyle mücadelesi</title>
      <link>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/5880</link>
      <description>Title: İnsani güvenliğin realist açıdan eleştirisi: Avrupa Birliği'nin Covıd-19 pandemisiyle mücadelesi
Authors: İlhan, Şeyma Kalyoncu
Abstract: İnsanî güvenlik tartışması, Uluslararası İlişkiler disiplinine hâkim klasik güvenlik paradigmasına ilişkin eleştirel yaklaşımlarıyla Soğuk Savaş sonrası dönemde ortaya çıkmıştır. Soğuk Savaş sonrası dönemde özellikle sıcak çatışmaların artışı ve akabinde getirdiği süreçte terör, uluslararası göç, salgın hastalıklar ve ekolojik sorunlar, güvenlik kavramının klasik tanımlarını aşındırarak, güvenliğe ilişkin post-modern yaklaşımların ortaya koyduğu epistemolojik katkılar sunmuştur. Dolayısıyla tehditler sadece devletlerin egemenlik haklarına ve alanlarına yönelik değil; toplumların sağlık, ekonomik ve kültürel refah gibi ihtiyaçlarını da kapsayacak şekilde çeşitlenmiştir. Güvenliğe yönelik tehdit unsurları sınırları aşarak dolaşım kabiliyeti kazanmıştır. Bunun yanı sıra tehdidin mahiyetinin ve hızının değişkenlik göstermesiyle, güvenliğin sağlamasında uzlaşının, kolektif işbirliğinin ve kurumsal yapının önemi, insani güvenlik yaklaşımı tarafından vurgulamıştır. Bu durum, devletlerin insanın güvenliğini sağlamada tek başına yetersiz kaldığını göstermiştir. Bu bağlamda insanî güvenlik, güvenliğin ontolojik merkezine "insanı" alarak "devlet merkezli" güvenlik anlayışını eleştiriye tabi tutmuştur. Bununla beraber, ekoloji, sağlık, sosyal ve ekonomik refah, toplumsal cinsiyet gibi konular üzerinden güvenliğin kapsam ve içeriğine yönelik genişletici katkılar sunmuştur. Dolayısıyla insan güvenliğinin sadece insanın fiziki varlığı ve bütünlüğünü korumaya yönelik olmadığı, psikolojik ve sosyolojik faktörlerin de güvenlik denkleminde geniş bir yer işgal ettiği insanî güvenlik yaklaşımının iddiaları arasındadır. Çalışmanın temel amacı insani güvenlik yaklaşımının ortaya koymuş olduğu argümanların realist perspektiften sorgulanmasıdır. Bu amaç doğrultusunda insani güvenliğin temel bileşenlerinden olan sağlık güvenliğinin tesis edilmesinde, AB'nin pozisyonu ve işlevi incelenecektir. İnsani güvenliğin sağlık güvenliği boyutu AB ve 2019 yılında ortaya çıkan COVID-19 pandemisi özelinde, Avrupa Birliği'nin Birlik olarak verdiği sınav, pandemiyle mücadele uygulamaları üzerinden incelemeye tabi tutulacaktır. Tezin amaçları doğrultusunda, AB düzeyinde ve üye ülkeler nezdinde pandemiyle mücadele uygulamalarının analizi için karşılaştırmalı analiz yöntemi kullanılmıştır. Bununla birlikte tarihsel ve betimsel araştırma yöntemleri de kullanılmıştır. Elde edilen veriler neticesinde AB'nin pandemiyle mücadele noktasında insani güvenliğin tesisinde üye devletlere nazaran daha başarısız kaldığı görülmüş; insani güvenliğin tesisinde ulus-devletlerin kısa vadede daha etkin uygulamalar gerçekleştirdiği sonucuna varılmıştır.&#xD;
&#xD;
Human Security emerged in the post-Cold War era with its critical approaches to the classical security paradigm, which dominates the International Relations Discipline. In the post-Cold War period, especially during the rise of hot conflicts and subsequent periods, terrorism, international migration, epidemics and ecological problems have eroded the classical definitions of the concept of security, providing epistemological contributions by post-modern approaches to security. Therefore, the threat is not only directed towards the sovereign rights and areas of states but also diversified to cover the needs of communities such as health, economic and cultural well-being. The threats to security have crossed the boundaries and gained the ability to roam. In addition, the nature and speed of the threat varies, and the importance of consensus, collective cooperation and institutional structure in ensuring security is emphasized by the human security approach. Therefore, this situation has shown that states are insufficient alone in ensuring the safety of the individual. In this context, human security has criticized the "State-centered" security approach by taking "human" to the ontological center of security. In addition, it has made expansive contributions to the scope and content of security on issues such as ecology, health, social and economic well-being, and gender. Therefore, it is among the claims of the human security approach that human security is not only aimed at protecting the physical existence and integrity of the human, but also that psychological and sociological factors occupy a large place in the security equation. The main purpose of this study is to question the arguments of the human security approach from a realist perspective. For this purpose, the position and function of the EU in establishing health security, which is one of the basic components of human security, will be examined. In the context of COVID-19 pancemic that emerged in 2019, and the EU, the health security dimension of human security will be examined through the European Union's struggle against the epidemic and its practices. For the purposes of the thesis, the comparative analysis method was used to analyze the practices of combating the epidemic at the EU level and in the member states. In addition, historical and descriptive research methods were also used. As a result of the data obtained, it has been seen that the EU has failed in the establishment of human security in the fight against the epidemic compared to the member states. With this, it has been concluded that nation-states perform more effective practices in the short term in the establishment of human security.</description>
      <pubDate>Wed, 01 Jun 2022 00:00:00 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/5880</guid>
      <dc:date>2022-06-01T00:00:00Z</dc:date>
    </item>
    <item>
      <title>Multilateralism as implemented in the newly independent countries. Case of the World Health Organization and the Health Security in Cameroon from 2008 to mid-2020</title>
      <link>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/5877</link>
      <description>Title: Multilateralism as implemented in the newly independent countries. Case of the World Health Organization and the Health Security in Cameroon from 2008 to mid-2020
Authors: Madı Madı, John
Abstract: Ulaştırma ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte, uluslar arasındaki etkileşim ve entegrasyon, dünyadaki ulusların klasik kendi kendine yeterliliklerinin yerini almıştır. Toplumun modernleşmesi ikili bir gerçekliğe yol açtı. Bir yandan, küresel işbirliğini kolaylaştırarak dünya çapındaki ulusları birbirine yaklaştırdı. Öte yandan, söz konusu modernleşme, sorunların ve zorlukların daha karmaşık olduğu bir uluslararası toplum inşa etmiştir. Uluslararası toplumun söz konusu karmaşıklığıyla yüzleşmek için, dünya çapındaki ülkeler, herhangi bir sektörel olayla toplu olarak başa çıkmak için çabalarını bir havuzda toplamak amacıyla ayrıcalıklarını birleştirmeye karar verdiler. Bu nedenle, uluslararası örgütlerin yaratılması ve böylece çok taraflılığın ortaya çıkması. Uluslararası kalkınmanın hizmetinde bir taahhüt olarak sunulan bu çok taraflılık fikri, ekonomi, kültür, politika, askeri veya sağlık gibi çeşitli sektörleri kapsayacak şekilde güçlendirildi. Bu araştırma çerçevesinde, sağlık çok taraflılığı ve daha doğrusu, Dünya Sağlık Örgütü'nün Kamerun'daki etkisi söz konusu olacaktır. Yeni bağımsız ülkelerde uygulanan çok taraflılık. 2008'den 2020'nin ortasına kadar Kamerun'daki Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Güvenliği Örneği, DSÖ'nün Kamerun Sağlık sistemi üzerindeki etkisini ana hatlarıyla belirtmek için belirli bir hedef izlemektedir. Sağlık çok taraflılığının Kamerun için hala yararlı olup olmadığını bilmek için araştırma sorusuna dayanarak, ülkedeki gerçeklerin somut gözlemleri, daha ziyade çok taraflılığın bir hayal kırıklığını resmediyor. Post kolonyal teorinin kıstası ve karşılaştırmalı, nitel ve nicel yöntemlerin metodolojisi aracılığıyla analiz edilen bu çalışmadan üç anahtar gerçek ortaya çıkıyor. Kamerun sağlık sisteminin istikrarsızlığı bir gerçektir. DSÖ tarafından başlangıçta açıklanan projeler ile sahadaki somut başarı arasında bir uyumsuzluk ve boşluk bulunmaktadır. Devletlerin gerçek gelişimine elverişli, uluslararası, çok taraflı bir ortam yaratmanın zamanı geldi.&#xD;
&#xD;
&#xD;
With the advances in transportation and communication technologies, the interaction and integration among nations have replaced the classic self-sufficiency of nations around the world. The modernization of society has driven a dual reality. On one side, it has eased global cooperation, bringing closer nations worldwide. On another side, the said modernization has erected an international society where the issues and challenges are more complex. To face the said complexity of the international society, countries worldwide have decided to federate their prerogatives to pool their efforts to deal collectively with any sectoral eventuality. Hence, the creation of international organizations and so doing, the advent of multilateralism. Presented as a pledge at the service of international development, this idea of multilateralism has been strengthened to cover various sectors such as the economy, culture, politics, military, and health. Within the framework of this research, it will be highlighted the question of health multilateralism and more precisely, the World Health Organization's impact on Cameroon. Through the research question formulated as what is the impact of the World Health Organization on the Cameroonian health security, the theme "Multilateralism as implemented in the newly independent countries. Case of the World Health Organization and the Health Security in Cameroon from 2008 to mid-2020", pursue a specific target. The target is to outline the impact, the importance, and the concrete value of the WHO on the Cameroonian Health system. Seconded by the subsidiary research question interrogating whether health multilateralism is still helpful for Cameroon, the concrete observations of facts in the country rather paint a disillusion with the multilateralism. Analyzed through the yardstick of postcolonial theory, and the methodology of the comparative, qualitative, and quantitative methods, three key facts emerge from this study. The precariousness of the Cameroonian health system is a reality. There is a mismatch and a gap, between theprojects initially announced by the WHO and the concrete achievement in the field. It is time to create an international, post-multilateral environment,conducive to the real development of States.</description>
      <pubDate>Sun, 01 May 2022 00:00:00 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/5877</guid>
      <dc:date>2022-05-01T00:00:00Z</dc:date>
    </item>
    <item>
      <title>Nizâmî'nin dört mesnevîsinin mensûr tercümesi [Heft Peyker, İskendernâme, Hüsrev ü Şîrîn, Leylâ vü Mecnûn, inceleme-edisyon kritikli metin]</title>
      <link>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/5871</link>
      <description>Title: Nizâmî'nin dört mesnevîsinin mensûr tercümesi [Heft Peyker, İskendernâme, Hüsrev ü Şîrîn, Leylâ vü Mecnûn, inceleme-edisyon kritikli metin]
Authors: Koç, Hamza
Abstract: Klâsik Türk edebiyatında büyük etkiye sahip olan Nizâmî'nin Hamse'sini ihtiva eden mesnevîlerden Mahzenü'l-Esrâr hariç diğer dört mesnevîye yani Heft Peyker, İskendernâme, Hüsrev ü Şîrîn ve Leylâ vü Mecnûn'a yapılan mensûr tercümenin çeviri yazı ile günümüz alfabesine aktarımını ve incelenmesini kapsayan bu çalışma, giriş, dört ana bölüm, sonuç, yararlanılan kaynaklar ve eklerden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde, çeviri yazı çalışmalarının önemi vurgulanmış, kullanılan yöntem ve teknikler belirtilmiş ve tezin bölümlerine yönelik kısa açıklamalar yapılmıştır. Birinci bölümde, Nizâmî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında geniş çaplı bilgi verilmiştir. İkinci bölümü, mensûr tercümenin şekil ve muhteva açısından incelenmesi oluşturmaktadır. Üçüncü bölümde Nizâmî'nin mesnevîleri ile bu mesnevîlere yapılan mensûr tercümeler karşılaştırılmıştır. Dördüncü ve son bölümde ise mensûr tercümenin nüshaları tavsif edilmiş, metnin hazırlanmasında izlenen yol belirtilmiş ve metinde kullanılan çeviri yazı alfabesi verilerek Arap alfabeli metnin günümüz alfabesine aktarımı yapılmıştır. Sonuç bölümünde, tez çalışmasının değerlendirmesi yapıldıktan sonra çalışmada elde edilen veriler özetlenmiş, çalışmanın Türk edebiyatındaki yeri ve önemi belirtilmiş ve ardından çalışmada yararlanılan kaynaklar ve ekler sunulmuştur. Nizâmî'nin Hamse'sini oluşturan mesnevîler, klâsik edebiyatımızda telif ya da tercüme olarak en çok kaleme alınan mesnevîlerdendir. Nizâmî'nin dört mesnevîsine yapılan bu mensûr tercüme, aynı zamanda bu anlatılara akıcı bir roman üslûbu kazandırmış ve çalışmanın önemini bir o kadar daha artırmıştır.&#xD;
&#xD;
This study includes literary prose translations of four masnavi poems from Nizâmî's Hamse, Heft Peyker, İskendernâme, Hüsrev ü Şîrîn and Leylâ vü Mecnûn (excluding Mahzenü'l-Esrâr) to the current alphabet through transcriptions. These works had a considerable influence on classical Turkish literature. It also includes examinations of these works in an introduction, four chapters, a conclusion, references and an appendix. The introduction emphasizes the importance of transcription and its methods and techniques. It also presents brief explanations of the sections of thesis. Detailed information about Nizâmî's life, literary identity and his literary works is given in the first chapter. The second chapter examines the literary prose translation in terms of form and content. The third chapter compares Nizâmî's masnavi poems and their literary prose translations. The fourth and last chapter, the copies of literary prose translation were described. The method used for the preparation of text was pointed out and the text written in Arabic alphabet was transferred to the current alphabet through providing the transcription alphabet used in the text. The conclusion evaluates the thesis and summarized its data, emphasizing the importance and place of the study in Turkish literature. The references and appendix are also presented. The masnavi poems in Nizâmî's Hamse are among the most translated and anthologized masnavi poems in classical Turkish literature. This literary prose translation of Nizâmî's four masnavi poems provides a fluent novelistic style for these narratives and increases the importance of the study.</description>
      <pubDate>Mon, 01 Feb 2016 00:00:00 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/5871</guid>
      <dc:date>2016-02-01T00:00:00Z</dc:date>
    </item>
    <item>
      <title>Çin Hindistan denkleminde Bangladeş Avami Ligi'nin dış politika söylemi (2009-2018)</title>
      <link>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/4515</link>
      <description>Title: Çin Hindistan denkleminde Bangladeş Avami Ligi'nin dış politika söylemi (2009-2018)
Authors: Ullah, Rahmat
Abstract: 1971 yılında Avami Ligi'nin önderliğinde gerçekleşen savaş sonucunda Bangladeş bağımsızlığını kazanmıştır. Bu savaşı kendi topraklarının güvenliği için Pakistan'ın bölünmesinin bir imkânı olarak değerlendiren Hindistan Bangladeş'e desteklerde bulunmuştur. Bu sürede Çin Pakistan'ın yanında yer alarak Avami Ligi'nde rolüne karşı tepkiler göstermiştir. 1975 yılında askeri darbeleriyle ülkenin kurucu lideri Şeyh Mujibur Rahman'ın infazı ve Avami Ligi'ni iktidar dışı bırakılması Hindistan için büyük hayal kırıklığı olurken, Çin hükümeti Bangladeş ile resmi ilişkiler kurmuştur. 2009'de Avami Ligi iktidara geldiğinde Çin ve Hindistan, Bangladeş Avami Ligi ile çok geniş dostluk ilişkileri geliştirmeye başlamıştır. Bu çalışmada, eleştirel jeopolitik kavramı çerçevesinde 2009-2018 yılları arasında Çin ve Hindistan ile Avami Ligi'nin ilişkilerini araştırılmıştır. Ayrıca, Çin ve Hindistan ile dengeli ilişkilerinin önemi temelinde bu dönem Avami Ligi'nin politik söylemlerini analiz edilmiş ve Bangladeş'in geleceğe yönelik dış politika önerileri sunulmuştur. Amaçlar doğrultusunda birincil ve ikincil kaynaklardan toplanan verileri içerik analizi yöntemiyle sonuca varılmıştır. Çalışmanın sonucunda coğrafi olarak Bangladeş'in çok zayıf konumunda olduğunu, ancak jeo-stratejik olarak Hindistan, Çin ve büyük güçler için çok önem taşıdığı görülmüştür. Çin ve Hindistan ile 2009-2018 yılları arasında Avami Ligi'nin ilişkilerine bakıldığında, Çin ile ekonomik, altyapı ve askeri alanında çok kapsamlı ilişkilerinin ve iş birliğinin olduğunu ve Çin tarafından Avami Ligi'ni desteklendiği görülmektedir. Hindistan ile enerji ve altyapı alanında ilişkilerinin geliştirildiğini, kara sınır sorununun çözüldüğünü, ancak ortak nehirlerinin sularının paylaşımı konusunda çözüme varılmadan Hindistan'ın bölgeler arası ulaşım ve ticareti için Bangladeş topraklarından transitin verildiği görülmüştür. Ayrıca, Hindistan tarafından Avami Ligi'ni siyasi destekler sağlandığı tespit edilmiştir. İki ülke ile de çok yakınlığı Avami Ligi'nin başarısı ile beraber Çin'in ekonomik ve Hindistan'ın ekonomik-stratejik çıkarları olduğu görülmüştür.&#xD;
Bangladesh gained its independence in 1971 after a 9 months war led by the Awami League. India used this war as an opportunity to dismantle Pakistan for its own security and provided support to the Awami League. In this period, China supported Pakistan and played roles against Awami League. The killing of Sheikh Mujibur Rahman, the founding leader of the country with military coups in 1975 and the removal of the Awami League from the power has been a major disappointment for India; on the other hand, the Chinese government has established official relations with Bangladesh. When the Awami League came to power again in 2009, China and India began to develop extensive cooperative relations with Awami League. In this study, the relations of Bangladesh Awami League with China and India between 2009-2018 were investigated within the framework of the critical geopolitical concept. This work also analysed the foreign policy discourses of Awami League in 2009-2008 period in the equation of China and India and suggested future foreign policy recommendations for Bangladesh. The data obtained from primary and secondary sources have concluded by content analysis method. It has been seen that geographically Bangladesh is in a very weak position and geo-strategically it is a very important country to India, China and the global powers. In terms of Awami League's relations with China and India between 2009-2018, it has been seen that China supports Awami League and established extensive relations with Bangladesh in economic, infrastructure and military fields. It has been observed that India provides political support to the Awami League; the relations with India have been improved in the field of energy and infrastructure, the land border problem has been solved, but transit from the territory of Bangladesh has been granted for inter-regional transport and trade of India before the settlement of the waters of the common rivers and other issues. It has been observed that with the success of the Awami League in the equation of China and India; India and China also established a strong influence on Bangladesh.</description>
      <pubDate>Sat, 01 Feb 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/4515</guid>
      <dc:date>2020-02-01T00:00:00Z</dc:date>
    </item>
  </channel>
</rss>

