<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <title>DSpace Collection:</title>
  <link rel="alternate" href="http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/1803" />
  <subtitle />
  <id>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/1803</id>
  <updated>2026-04-18T17:30:24Z</updated>
  <dc:date>2026-04-18T17:30:24Z</dc:date>
  <entry>
    <title>Karma frekanslı veri örnekleme (MIDAS) yöntemi: Teori ve uygulama</title>
    <link rel="alternate" href="http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/2413" />
    <author>
      <name>Samut, Serkan</name>
    </author>
    <id>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/2413</id>
    <updated>2022-04-29T07:58:52Z</updated>
    <published>2020-09-01T00:00:00Z</published>
    <summary type="text">Title: Karma frekanslı veri örnekleme (MIDAS) yöntemi: Teori ve uygulama
Authors: Samut, Serkan
Abstract: Bilindiği üzere geleneksel zaman serili regresyon modelleriyle çalışabilmenin en önemli koşulu, modelde yer alan bağımlı ve bağımsız değişkenlerin aynı frekansta olmaları gerektiğidir. Ancak bu koşul, iktisadi ve finansal değişkenlerin farklı frekanslarda yayınlanmalarından dolayı her zaman sağlanamaz. Uygulamalı literatürde bahsi geçen bu koşulu sağlamanın geleneksel çözümü toplulaştırma yöntemine başvurmaktır. Fakat toplulaştırma neticesinde yüksek frekanslı değişkendeki yararlı ve gerekli bilgilerin kaybolması olasıdır. Gyhsels ve diğerleri (2004), literatürdeki bu sorunu ortadan kaldırabilmek için farklı frekanslı değişkenlerin aynı modelde kullanılabildiği bir yöntem geliştirmişlerdir. Bu yöntem Karma Frekanslı Veri Örnekleme (Mixed Data Sampling, MIDAS) olarak adlandırılmaktadır. MIDAS yöntemi, yüksek frekanslı değişkenlerin toplulaştırma işlemine tabi tutulmadan çok değişkenli modellere dahil edilebilmelerine imkân sağlamaktadır. Dolayısıyla MIDAS yöntemiyle birlikte ilgili literatürde ülkelerin ekonomik büyüme oranlarının öngörüsünde yüksek frekanslı bilgilerin kullanımının önemi artmıştır. Bu çalışmanın amacı, MIDAS yöntemi altında aylık frekanslı değişkenlerden yararlanılarak Türkiye ekonomisinin üçer aylık frekanslı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) büyüme oranının anlık tahminin, belirli bir zaman aralığında gerçek zamanlı olarak uygulanmasıdır. Analizlerde aylık ve üçer aylık frekanslı değişkenler için 2020'nin Haziran ayında ulaşılabilen veri setleri temin edilerek GSYİH'nin 2015'in 1. çeyrek – 2020'nin 2. çeyrek dönemleri arasındaki büyüme oranı gerçek zamanlı olarak anlık tahmin edilmiştir. Çalışmada MIDAS modelinin anlık tahmin performansı, toplulaştırılmış değişkenlerin yer aldığı geleneksel modelin tahmin performansıyla karşılaştırılmıştır. Söz konusu bu karşılaştırma sonucunda genel olarak MIDAS modeliyle daha tutarlı tahminlerin elde edildiği belirlenmiştir.&#xD;
                                                                                                                                                                                     &#xD;
 As known, the most important requirement for traditional time series regression models is that all dependent and independent variables in the model must be at the same frequency. However, this requirement is not always ensured because economic and financial variables are released at different frequencies. The traditional solution of this aforementioned requirement is to perform aggregation method in applied literature. However, it is possible that the useful and necessary information in the high frequency variable will be likely lost as a result of aggregation. Gyhsels et al. (2004) developed a method in which variables with different frequencies can be used in the same model in order to eliminate this problem in the literature. This method is called Mixed Data Sampling (MIDAS). The MIDAS method enables high frequency variables to be included in multivariate models without being subjected to aggregation. With the MIDAS method, the importance of using high frequency information in forecasting of the economic growth rates of countries has increased in the relevant literature. The aim of this study is the real-time application of nowcast of Turkey's economy quarterly frequency of Gross Domestic Product (GDP) growth rates during a given time interval by benefiting monthly frequency variables under the MIDAS method. In the analyses, the growth rate of GDP between the 1st quarter of 2015 and the 2nd quarter of 2020 was nowcasted in real time by providing data sets accessible in June 2020 for monthly and quarterly frequency variables. In the study, the nowcasting performance of the MIDAS model was compared with the forecasting performance of the conventional model with aggregated variables. As a result of this comparison, it is determined that more accurate forecast is generally obtained with the MIDAS model.</summary>
    <dc:date>2020-09-01T00:00:00Z</dc:date>
  </entry>
  <entry>
    <title>Lucas Değişkenlik Hipotezi'nin sektörel bazda analizi: Türkiye örneği</title>
    <link rel="alternate" href="http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/2409" />
    <author>
      <name>Koçak, Sinem</name>
    </author>
    <id>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/2409</id>
    <updated>2022-03-29T00:02:28Z</updated>
    <published>2019-05-01T00:00:00Z</published>
    <summary type="text">Title: Lucas Değişkenlik Hipotezi'nin sektörel bazda analizi: Türkiye örneği
Authors: Koçak, Sinem
Abstract: Toplam talep şoklarının varyansı ile enflasyon-çıktı ödünleşme parametresi arasındaki negatif ilişki Lucas değişkenlik hipotezi olarak adlandırılmaktadır. Lucas (1973)'a göre rasyonel beklentiler altında mevcut bilgi setinden en iyi şekilde yararlanan ekonomik bireyler sistematik politika uygulamalarının sonuçlarını doğru tahmin ederek, hem kısa hem de uzun dönemde enflasyon-çıktı ödünleşmesine imkan tanımamaktadır. Bu durumda enflasyon-çıktı ödünleşmesinin ancak ve ancak kısa dönemde ve sadece şok politika uygulamalarıyla ortaya çıkabileceğini savunan Lucas, bu savını hem teorik temelleri hem de ampirik sonuçlarıyla birlikte 1973 yılı çalışmasında kanıtlamıştır. Enflasyon-çıktı ödünleşmesi büyüklüğünün uygulanan toplam talep politikalarındaki değişimlerin varyansındaki artıştan veya azalıştan bağımsız olmadığını iddia eden değişkenlik hipotezi, şüphesiz ki rasyonel beklentiler hipotezi ile eksik bilgi modeli bileşiminin en önemli önermesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı Lucas değişkenlik hipotezini 2003-2018 dönemi itibariyle Türkiye ekonomisinin ana sektörleri olan tarım, sanayi ve hizmetler sektörleri için En Küçük Kareler (EKK) ve Zellner'in Görünürde İlişkisiz Denklem Sistemi (SUR) yöntemleri aracılığıyla test etmektir. Ayrıca çalışmada talep şoklarının yanı sıra Froyen ve Waud (1984) modeli çerçevesinde arz şoklarının sektörlere ait reel değişkenler üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Elde edilen bulgular, orijinal Lucas modeli aracılığıyla test edilen değişkenlik hipotezinin Türkiye ekonomisi için geçerli olduğunu göstermiştir. Froyen ve Waud modelinden elde edilen sonuçlar ise sadece dolar kuru şokları ile temsil edilen arz şoklarının hizmetler sektörü üzerinde reel bir etki yaratabildiğini ortaya koymuştur.                                                                                                                                     &#xD;
&#xD;
The negative relationship between the variance of aggregate demand shocks and the inflation-output tradeoff parameter is called the Lucas variability hypothesis. According to Lucas (1973), economic agents who use all available information efficiently under rational expactations do not allow the inflation-output tradeoff in both short and long run by predicting properly the results of systematic policy. In this case, Lucas who asserted that inflation-output trade-off can only occur in the short run and only through shock policy proved this hypothesis both theoretical and empirical in his 1973 study. The variability hypothesis, which claims that the magnitude of inflation-output tradeoff is not independent of the increase or decrease in the variance of changes of aggregate demand policies, is undoubtedly the most important proposition of the rational expectation hypothesis and incomplete information model. The purpose of this study is to test the Lucas variability hypothesis by using EKK and SUR for agriculture, industry and service sectors of Turkey at the period of 2003-2018. The empirical findings support the existence of the Lucas variability hypothesis for Turkey. In addition, the effects of the supply shocks on real variables were examined within the scope of Froyen and Waud (1984) model. The results of this study support the variability hypothesis tested by using original Lucas for the case of Turkey. The results obtained from the Froyen and Waud model show that supply shock represented by exchange rate can only have a real impact on the service sector.</summary>
    <dc:date>2019-05-01T00:00:00Z</dc:date>
  </entry>
  <entry>
    <title>Kirlilik sığınağı ve kirlilik hale hipotezlerinin ülkelerin gelişmişlik seviyesine göre incelenmesi</title>
    <link rel="alternate" href="http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/2408" />
    <author>
      <name>Tütüncü, Asiye</name>
    </author>
    <id>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/2408</id>
    <updated>2022-03-29T00:02:30Z</updated>
    <published>2019-05-01T00:00:00Z</published>
    <summary type="text">Title: Kirlilik sığınağı ve kirlilik hale hipotezlerinin ülkelerin gelişmişlik seviyesine göre incelenmesi
Authors: Tütüncü, Asiye
Abstract: Bu tez çalışmasında, gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş dünya ekonomilerine yönelik kirlilik sığınağı veya kirlilik hale hipotezlerinin geçerliliği test edilmiştir. Kirlilik sığınağı ve kirlilik hale hipotezlerinin oluşumunu etkileyen üç ana değişken söz konusudur. Bunlar çevresel düzenlemeler, yabancı doğrudan yatırımlar ve kirlilik emisyonlarıdır. Literatür incelendiğinde, bu hipotezlerin sadece ikili değişkenler kullanılarak dikkate alındığı görülmektedir. Ayrıca yalnız bir ülke veya ülke grubunun da dikkate alınması ve farklı dönem ve yöntemlerin uygulanması elde edilen sonuçlarda tutarlılık yaşanmasına engel olmaktadır. Bu nedenle bu tezde, hipotezi etkileyen her üç değişken, gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülke grupları için aynı dönem ve yöntem dikkate alınarak incelenecek ve hipotezlerin geçerliliği sorgulanacaktır. Bu amaçla CADF ve PANIC panel birim kök, Westerlund (2007) panel eşbütünleşme, Westerlund (2006) panel çok kırılmalı eşbütünleşme ve Konya (2006) panel nedensellik testlerinden yararlanılmıştır. Panel eşbütünleşme testi sonuçlarına göre, çevresel düzenlemeler ve yabancı yatırımlar arasında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde uzun dönemli ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca yabancı doğrudan yatırımlar ve karbondioksit emisyonları dikkate alındığında, yalnızca gelişmekte olan ülkelerde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Panel çok kırılmalı eşbütünleşme testi sonuçlarına göre ise, çevresel düzenlemeler ve yabancı yatırımlar arasında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde; yabancı doğrudan yatırımlar ve karbondioksit emisyonları arasında gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler arasında uzun dönemli ilişki söz konusudur. Panelin geneli incelendiğinde panel nedensellik testi, çevre vergilerinden yabancı yatırımlara ve gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler için yabancı doğrudan yatırımlardan karbondioksit emisyonuna doğru tek yönlü nedensellik olduğunu göstermektedir.                                             &#xD;
&#xD;
In this thesis study, the validity of the pollution haven or pollution halo hypotheses for developed, developing and least developed countries has been tested. There are three main variables effecting the formation of pollution haven and pollution halo hypotheses. These variables are environmental regulations, foreign direct investments and pollution emissions. When the literature is examined, it is seen that these hypotheses are taken into account only for two variables. In addition, taking into account a country or country groups and investigating different periods and methods cause different results. Therefore, in this thesis study, all three variables effecting hypotheses will be examined for the same period and method for developed, developing and least developed country groups and the validity of the hypotheses will be questioned. For this purpose, CADF and PANIC panel unit root, Westerlund (2007) Panel Cointegration, Westerlun (2006) Panel Cointegration with Multiple Structural Breaks And Konya (2006) Panel Causality Tests are used. According to the results of panel cointegration test, there is a long run relationship between environmental regulations and foreign investments in developed and developing countries. Moreover, when foreign direct investments and carbondioxide emissions are considered, there is a statistically significant relationship in developing countries. According to the panel cointegration with multiple structural breaks test there are long run relationship between environmental regulations and foreign investments in developed and developing countries; there are a long run relationship between foreign direct investments and carbondioxide emissions in developed, developing and least developed countries. The panel causality test shows that there is one-way causality from foreign taxes to foreign investments and from foreign direct investments to carbondioxide emissions for developing and underdeveloped countries.</summary>
    <dc:date>2019-05-01T00:00:00Z</dc:date>
  </entry>
  <entry>
    <title>Türkiye'de beşeri sermaye ölçümü: Gizli değişken yaklaşımı</title>
    <link rel="alternate" href="http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/2404" />
    <author>
      <name>Albayrak, Nilcan</name>
    </author>
    <id>http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/2404</id>
    <updated>2022-03-29T00:02:31Z</updated>
    <published>2018-04-01T00:00:00Z</published>
    <summary type="text">Title: Türkiye'de beşeri sermaye ölçümü: Gizli değişken yaklaşımı
Authors: Albayrak, Nilcan
Abstract: Beşeri sermaye kavramı, uzun yıllardır gerek ampirik gerekse teorik literatürde tartışma konusu olmuştur. Beşeri sermaye bir ülkenin iktisadi büyüme performansını açıklamada önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle bilgi ve teknoloji yoğun üretimin hız kazanmasıyla literatürde beşeri sermayenin uzun dönem sürdürülebilir büyüme sürecindeki öneminin arttığı görüşü kabul görmeye başlamıştır. Bu görüşü değerlendirebilmek için beşeri sermaye girdilerinin bir ölçümüne ihtiyaç vardır. Fiziksel sermayenin ölçümüne yönelik genel kabul görmüş yöntemler mevcutken, beşeri sermaye için standart bir ölçü söz konusu değildir. Literatürde beşeri sermayenin bireysel düzeyde sayısal ölçümüne yönelik farklı yaklaşımlar önerilmiştir. Bu yaklaşımlar arasında gizli değişken yaklaşımı, istatistiksel olarak beşeri sermayenin gizli bir değişken olduğunu önermektedir. Bu çalışmanın amacı, gizli değişken yaklaşımını benimseyerek Türkiye ekonomisi için makroekonomik düzeyde bir beşeri sermaye endeksi oluşturmaktır. Çalışma 1980-2015 dönemi, 1989-2015 dönemi ve 2008-2013 dönemi 81 il düzeyinde üç veri setini içermektedir. Çalışmada gizli değişken tahmin yöntemlerinden Doğrulayıcı Faktör Analizi (CFA) ve Çoklu Gösterge-Çoklu Neden (MIMIC) modellerinden yararlanılmıştır. Çalışmada ele alınan üç veri seti kapsamında çeşitli CFA ve MIMIC modelleri tahmin edildikten sonra belirlenen en uygun CFA ve MIMIC modellerinden yararlanılarak tahmini beşeri sermaye rakamları elde edilmiştir. Son olarak tahmin edilen beşeri sermaye değerleri kullanılarak beşeri sermaye endeksleri oluşturulmuştur. Eğitim değişkenlerinden toplam eğitim harcamaları ve genel ortaöğretim kayıt sayısının, sağlık değişkenlerinden doğuşta yaşam beklentisinin, bilim ve teknoloji değişkenlerinden toplam Ar-Ge harcamalarının, ekonomik değişkenlerden gayri safi yurtiçi hasıla, yüksek teknoloji ihracatı, toplam istihdam ve işsizliğin beşeri sermayenin iyi birer göstergesi olduğu saptanmıştır. 1980-2015 dönemi ve 1989-2015 dönemi için oluşturulan endeks değerlerinin 2001 öncesi dönemde ortalamanın üstünde eğilim gösterdiği, 2001 yılında bir düşüşün yaşandığı, 2002 sonrası dönemde ise ortalamanın altında bir dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen 2008-2013 dönemi iller ortalaması beşeri sermaye endeks değerleri Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından hesaplanan İnsani Gelişmişlik Endeksi ile karşılaştırıldığında, ilgili endeks değerlerinin aynı yönlü bir eğilime sahip oldukları saptanmıştır.                                                                                                                &#xD;
&#xD;
The concept of human capital has been a controversial issue in both empirical and theoretical literature for many years. Human capital plays a key role in explaining the macroeconomic performance of a nation. Particularly, with the rapid changes in information and technology intensive production; in literature, it has come to be accepted that the importance of human capital in the long-term sustainable growth has been increasing. In order to evaluate this view, a measurement of human capital inputs is needed. Despite the existence of widely accepted methods for physical capital, the measurement of human capital remains a challenge. Different approaches to quantitative measurement of human capital at individual level have been proposed in the literature. Among these approaches, the latent variable approach suggests that human capital is statistically a latent variable. Therefore, the aim of this study is to create human capital index by adopting a latent variable approach for Turkish economy at macroeconomic level. The study contains three sets of data for the period of 1980-2015 period, 1989-2015 period, and 81 provinces of 2008-2013 period. Confirmatory Factor Analysis (CFA) and Multiple Indicator-Multiple Cause (MIMIC) models were used in the study. Within the scope of the three data sets covered in the study, estimated human capital values were obtained by using the most appropriate CFA and MIMIC models determined after estimating various CFA and MIMIC models. In conclusion, human capital indexes were established by using estimated human capital values. It was determined that total education expenditures and general secondary school enrolments from education variables, life expectancy at birth from health variables, total R &amp; D expenditures from science and technology variables, GDP, high technology exports, total employment and unemployment from economic variables are good indicators of human capital. The index values for the period 1980-2015 and 1989-2015 showed a tendency to be higher than the average in the period before 2001, displayed a decrease in 2001, and became below the average in the post-2002 period. When the 2008-2013 period provinces average human capital index values obtained in the study were compared with the Human Development Index calculated by the United Nations Development Program, it was determined that the related index values have the same directional tendency.</summary>
    <dc:date>2018-04-01T00:00:00Z</dc:date>
  </entry>
</feed>

